Ayrı yollardan aynı hedef için mücadele edelim: AKP-MHP İttifakı’nı iktidar katından indirelim!

HDP’nin Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya başlattığı “Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü” 4. Gününde SiyasiHaber olarak Van milletvekili Tayip Temel, Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in görüşlerine başvurduk.

Ayrı yollardan aynı hedef için mücadele edelim: AKP-MHP İttifakı’nı iktidar katından indirelim!

SiyasiHaber

Halkların Demokratik Partisi’nin Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya başlattığı “Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü” 4. Gününü geride bırakıyor. Tüm hukuksuzluklara, CHP’li ve HDP’li vekillerin milletvekilliklerinin düşürülmesine, Osman Kavala’nın cezaevinde hukuksuzca tutulmasına, AKP-MHP iktidarının muhalif kesimleri her türlü ötekileştirme ve yok sayma politikalarına karşı gerçekleştirilen Demokrasi Yürüyüşçüleri bugün kurum ziyaretleri gerçekleştirerek yürüyüşün amacını anlattılar.

Demokrasi Yürüyüşçülerinin Edirne kolu bugün Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) ziyaret ettiler.

Beşiktaş’ta bulunan DİSK Genel Merkezi’ne giden HDP heyetinde Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve PM üyesi Doğan Erbaş yer aldı.

HDP heyetini DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve Genel Sekreter Adnan Serdaroğlu karşıladı. Kısa bir sohbetin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, başlattıkları “Demokrasi Yürüyüşü”nün amacını anlattı.

Demokrasi Yürüyüşçülerinin Hakkari kolu ise Diyarbakır’da sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiler.

Yürüyüşe katılan HDP milletvekilleri ve parti yöneticileri, Diyarbakır’da sürdürdükleri temaslar kapsamında bilgilendirme ve görüş alışverişinde bulunmak amacıyla Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni (ESP), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu‘nu (MED-TUHAD-FED), Barış Anneleri Meclisi ve Hak İnisiyatifi’ne bir dizi ziyaret gerçekleştirdi.

SiyasiHaber olarak bugün de Demokrasi Yürüyüşçülerinin görüşlerine başvurduk. Demokrasi Yürüyüşçüleri yurttaşlara şu mesajları verdiler:

de1

Van Milletvekili Tayip Temel

“Demokratik siyaset arayışını demokratik uzlaşı, özgür bir siyaset ve evrensel hukuk temelinde yürüten partimiz HDP, bugün bu arayışının gereği olarak Edirne’den Hakkâri’ye dek yollardadır. Zulme karşı tüm ötekilere, halklara ve onların emekçilerine ‘nefes almak, aldırmak’ için hep birlikte mücadele ediyoruz. Bizler nefes almak istiyoruz…

Yaşama siyaseti dedikçe bizi çektikleri savaş ve milliyetçi bataklığa, demokratik ve barışçıl çözüm dedikçe bize gösterilen cezaevi yollarına karşı mücadele kararlılığımız, inancımız tamdır. Geri adım atmayacağız. Bizler yolu yürüyerek öğrenen bir geleneğiz.

15 ve 17 Haziran geceleri başlatılan, ulusal birlik çalışmaları başta olmak üzere HDP çalışmalarını kriminalize etmeyi amaçlayan ve sınırın ötesinde nice sivil yerleşim yerlerini bombalayarak devam eden operasyonlar, bu ülkenin 30 yıldır sürdürdüğü savaş siyasetinin devamı olarak bu ülkeye ekonomik yıkım, kutuplaştırma, diyalogsuz bir politika ve nefret tohumlarından başka ne vermiştir? 
Bugün varılan nokta çatışma ve şiddetten başka nedir? Açıktır ki bu savaş hali rantçılar için var olma sebebidir. Haliyle savaşa karşı barışı, ranta karşı emeği, tutsaklığa karşı özgürlüğü, tek adama karşı demokrasiyi ve her türlü darbe kliğine karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Bu bizim asli görevimizdir. Bu kararlığımızı sizlerin aracılığı ile tekrardan tüm halkımız ile paylaşmak istiyoruz.”

de3

Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları

“Halkların Demokrasi Partisi’nin “Demokrasi Yürüyüşü” her şeyden önce mücadele edilmeksizin, bedel ödenmeksizin, geniş halk kitleleri seferber edilmeksizin AKP-MHP faşist ittifakının iktidar katından inebileceği yanılsamasına itirazdır. Uluslararası güçlerin iktidar koalisyonu üzerindeki baskısı, ekonomik krizin yaratacağı hoşnutsuzluk, iktidar bloku içi çatlakların yol açacağı yıpranma, yeni kurulmuş olan partilerin AKP’den çalacağı oyun yaratacağı takatsizlik gibi gelişmelere bel bağlayarak AKP-MHP iktidar Bloku’nun şu ya da bu gün ama nihayetinde iktidar katından ineceğini düşünenler şiddetle yanılıyorlar. AKP-MHP İktidar Bloku uzun yıllardır gerçekleştirdiği devlet içi kadrolaşmanın sağladığı olanaklar ve kolluk kuvvetleri üzerindeki tam kontrolüyle inşa etmekte ısrar ettiği rejimi kökleştirerek Türkiye’yi çok daha büyük felaketlere doğru sürükleme olanağına sahiptir.  

“Bekle görcülük” her geçen gün ideolojik ve siyasal hegemonyasının yitirmeye devam eden AKP-MHP Faşist İttifak Bloku’nun iktidar katında tutunmasına, çıkan fırsatları değerlendirerek tesis etmek istediği rejimi kalıcılaştırmasına hizmet eden hayat öpücüğüdür. HDP “Demokrasi Yürüyüşü” ile aynı zamanda, bu yaklaşım içinde olanlara mücadeleyle, kararlılıkla, geniş halk kitleleri seferber edilerek Türkiye’nin sürüklenmek istendiği yeni felaketlerden kaçınılabileceğini de göstermek istemektedir.

AKP-MHP İktidar Bloku’nun baskı, şiddet ve savaş siyasetinden başka bir seçeneği yoktur. Bu hakikat Türkiye halklarının daha fazla çile çekmesi istenmiyorsa, yurttaşlarımızın daha fazla gözyaşı, kan ve acıyla yüz yüze gelmesi tercih edilmiyorsa, AKP-MHP İktidar Bloku’ndan rahatsızlığı olan bütün güçler kendi bildikleri yol ve yöntemlerle mücadeleye girişmelidir. Eğer bunu yapabilirsek, eğer AKP-MHP karşıtı güçlerin her biri kendi yol ve yöntemlerince ayrı bir itiraz odağı haline gelebilirse, AKP-MHP İktidar Bloku’nun iktidar katında tutunabilmesi olanaklı değildir. İktidar karşıtı güçlerin tümü bunu yapmaya yükümlüdür. Bu yükümlülük sadece bugün yaşanan acılara son vermek mecburiyetinden doğmuyor, gelecek kuşaklara karşı vicdan borcumuzdur bu aynı zamanda. Sonuç olarak: Ayrı yollardan aynı hedef için mücadele edelim: AKP-MHP İttifakı’nı iktidar katından indirelim!”

de5

İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu

“Ülkede yaşanmakta olanlar HDP tarafından başlatılan yürüyüşün ne kadar haklı bir zemine yaslandığını göstermektedir. Bir yandan savaşa dayanarak iktidarına rıza yaratma çabasına girmiş bir iktidar bloku öte yandan halk kitlelerine yönelmiş azgın bir saldırı süreci içerisinde bu yürüyüş organize ediliyor. Yürüyüşün önüne çıkarılmaya çalışılan engellemeler aslında siyasal iktidarın gelmekte olan dalgadan, halkın öfkesinden, artan yoksulluk ve sefaletin kendisine yönelen bir harekete dönüşmesinden korktuğunu gösteriyor. Bu noktada HDP'nin yürüyüşü sadece kendi milletvekillerinin vekilliğinin düşmesi, sadece Kürt sonundaki iktidarın saldırganlığı ya da sadece çeşitli kimliklere yönelik düşmanlaştırma siyasetinin derinleştirilmesi ile açıklanamaz .

HDP Türkiye emekçilerinin işçi sınıfının salgınla derinleşmiş ve açığa çıkmış bulunan çıkışsızlığına bir cevap olarak da yürüyor. Artan işsizliğe, sefalete ve bunun işçi sınıfında yol açtığı dayatmalara karşı bir tepki olarak yürüyor. HDP’nin yürüyüşü HDP’nin ortaya koymaya çalıştığı ses iktidarın Türkiye halklarına biçmeye çalıştığı deli gömleğine bir itiraz. Türkiye işçi sınıfı ve yoksullarına “fıtrat kader olarak dayatmaya çalıştığı için” HDP’nin yürüyüşü sefalete karşı koyuş olarak okunmalıdır. Bu yürüyüş Edirne'den Hakkari'ye Türkiye halklarının ortak yürüyüşüdür. Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin Kürt halkıyla yan yana gelişinin yürüyüşüdür. Bu noktada Türkiye Sosyalist Hareketi’nin HDP bileşeni dışındaki oluşumlarının bu yürüyüşe daha aktif destek vermesi beklenmelidir. Ne yazık ki bu destek ve katılım henüz yeterince görülmemiştir. Fakat yürüyüşün İstanbul ve Diyarbakır’a kadar olan bölümü göstermektedir ki bir umut yeşermeye başlamıştır ve insanlar bu olağanüstü hal ve salgın döneminin yarattığı ağır iklimden kafasını kaldırmaya başlamıştır. Şimdi bunun arkasını güçlendirmek, bu yürüyüşün bundan sonrasını pekiştirmek ve bir ortak yan yana gelişi örmek gerekmektedir. Burada Türkiye Sosyalist Hareketi’ne, emek ve demokrasi güçlerine yoğun olarak görev düşmektedir. Kürt halkı ile Türkiye işçi sınıfı ve emek güçlerinin yan yana gelmesi iktidarın ülkeye giydirmeye çalıştığı deli gömleğinin yırtılmasının yegane yolu olarak görülmektedir. Bu bütün hali ile açığa çıkmıştır, emek ve demokrasinin, özgürlüğün kazanmasının tek yolu bu iki gücün Omuz Omuza mücadelesidir.  Bu yürüyüş bunu göstermektedir.”

de2

ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş

“AKP-MHP faşist bloğu Libya'ya, İdlib'e üslenmeye dayalı savaş siyasetini, Maxmur'u, Şengal'i bombalayarak inkarcılık ve sömürgecilikle derinleştiriyor. Emekçi Türk halkının; beka, istikrar vaadi ve şovenist hisleri ile ortak edilmeye çalışıldığı bu savaş ve işgal siyasetine karşı Amed'den, Hakkari'den bir ses yükseliyor.

Kürt halkı özgürlük, eşitlik, barış içinde bir arada yaşam için elini emekçi Türkiye halklarına, yolunu İstanbul'a, Edirne'ye, Ankara'ya uzatıyor. Bu el tutulmazsa geleceğe dair bütün sözler havada, yaşam karanlıkta kalacak. Savaşa, işgale hayır diyen sesimizi, halkların eşitliği, gönüllü birliği çağrısı ile buluşturalım.

AKP hem Ortadoğu’da hem de Akdeniz’de askeri güce dayalı bir hegemonya kurmaya çalışıyor. Bu yayılmacı politikanın ciddi risk barındırdığını, ülkeyi ciddi bir tehlikeye attığını Suriye’de izlenen politikadan biliyoruz. Bu yayılmacı politika esas olarak, Kürt karşıtlığı, Kürt düşmanlığı üzerinden yükselen Kürt kazanımlarını ortadan kaldırma siyasetinin parçası olarak izleniyor.”

dem4

Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir

“Yüzyıldır devam ettirilen bu Kürt karşıtı politikayı, AKP yayılmacı siyaseti genişleterek devam ettiriyor. Çünkü bunu aslında içeride sıkışmışlığını, yaşanan ekonomik krizi, yolsuzluğu, hukuksuzluğu ve bulaştıkları her türlü suçu örtme çabası içinde yapıyor. Özellikle milliyetçi, ırkçı dalgayı yükselterek içine girdiği çöküşü görünmez kılmaya çalışıyor. Dışarıda yayılmacı politikayla, algı operasyonlarıyla, içeride ise ciddi bir sindirme, korkutma, kirli propaganda siyasetiyle, toplumu korkutmayı, sindirmeyi ve susturmayı hedefliyor.

Fakat tüm bu ırkçı, milliyetçi dalgaya, korkutma ve diz çöktürme siyasetine karşı yılmayan, direnen bir HDP gerçekli, bir toplumsal muhalefet gerçekliği var. Partimizin pervasız bir şekilde hedefe konulmasının nedeni budur. Şiddet ve korkutma siyasetiyle iradesini kırmaya, teslim alamaya çalıştıkça her seferinde direnen bir halk gerçekliğiyle ve mücadeleyle karşılaşıyor. Özellikle 15 Temmuz sonrası halkı tamamen teslim alma, şiddet ve korkuyla boğun eğdirme konsepti çökmüş durumdadır.  Çünkü halk iradesi, halk mücadelesi iktidarın hesaplarından, izlediği korku siyasetinden çok daha güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Bugün yaptığımız Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşümüzle bunu bir kez daha gösterdik. Yürüyüş boyunca baskılar, engellemeler arttıkça daha da direngenleşen, mücadelesine daha sıkı sarılan, taleplerinin netliğinden ödün vermeyen bir halk gerçekliği bu kirli politikalara bir kez daha cevap veriyor.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler