Avrupa'ya genç göçü: Türkiye gençler için distopyaya mı dönüştü?

Son yıllarda Türkiye’deki siyasi ve ekonomik koşulların ağırlaşması sonucunda genç kuşaktan Avrupa ülkelerine önemli oranda bir göç dalgası yaşanıyor. 2018’de Türkiye’den göç edenlerin sayısı önceki yıla göre yüzde 42,5 oranında arttı. Gençlerin neden ülkelerini terk edip Avrupa’da yaşamak istediğini öğrenmek için mikrofonu gençlere tuttuk.

Avrupa'ya genç göçü: Türkiye gençler için distopyaya mı dönüştü?

SiyasiHaber / Emek Kılınç

Suriye savaşının yoğunlaştığı 2016’da 1 milyon 870 bin kişi göç alan Almanya’nın Federal Göç ve Mülteci Dairesi’nin (DAMF) 2018 yılı verileriyle açıkladığı göç ve mülteci raporunda, 185 bin kişinin iltica başvurusunda bulunduğu belirtilmişti. Rapora göre en çok iltica talebi sırasıyla Suriye, Irak, Afganistan, İran, Nijerya ve Türkiye’den.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2018 Eylül ayı verilerine göre ise 2018 yılı içinde Türkiye’den göç edenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 42.5 oranında artış gösterdi. Bu oran 253 bin 640 kişiye denk geliyor; bu kitlenin yaş aralığına bakıldığında ise en çok 20-30 yaş arası, yani genç kuşak olduğu görülüyor.

Peki, yazar Gülse Birsel’in en son yazdığı köşe yazısında “hayallerini gerçekleştirsinler” diye seslendiği gençler Türkiye’den neden gitmek istiyor?

“Geleceğime bakınca iyi olma ihtimali görmüyorum”

Ege Üniversitesi öğrencisi Şilan Kayar kendisi ve yaşıtları için neden Avrupa’da yaşama fikrinin Türkiye’den daha cazip geldiğini anlattı.

25 yaşındaki Kayar, “Avrupa’ya hayallerin merkezi olarak bakmıyorum. Oraya gidersem de çok çeşitli zorluklar yaşayabileceğimi biliyorum. Ama en azından buradaki sıkıntı kesin, oradaki ihtimal, iyi de olabilir kötü de, ama ihtimal. Burada geleceğime baktığımda iyi olma ihtimalini kesinlikle görmüyorum. Kutsadığım yok Avrupa’yı, ama en azından gezebilirsem bile iyidir” sözleriyle anlatıyor kendi sebeplerini.

Avrupa'ya genç göçü: Türkiye gençler için distopyaya mı dönüştü?

Avrupa’daki yaşam şartlarının hem ekonomik hem siyasi olarak çok daha kolay olduğunu düşünen Kayar, Avrupa’ya göçün normal olduğunu, “Örneğin Suriyeliler, burada kalmak zorundalar ama kaçıyorlar, denizlerde ölmeyi göze alıyorlar Türkiye’de kalmamak için. Neden 200 bin insan göç etmiş sorusu çok saçma. Mecburi bir şey bu, kimse istemezdi doğduğu yeri bir daha görememek” sözleriyle ifade ediyor.

Siyasi atmosferin kendi yaşamını doğrudan etkilediğini, kadınların ‘başıma bir şey gelir mi’ tedirginliğiyle, halkın mutsuzluk içinde yaşadığını ifade eden Kayar, “Ortalama yaşamımızın çeyrek yılını yaşadım, dönüp arkama baktığımda ne yaptım? Ne kattım, hayat bana ne kattı? Bir yer gördüm mü? İstediğimi yiyebiliyor muyum? İstediğim gibi yaşayabiliyor muyum? Hayır. Geri kalan zamanımda da böyle olmasını istemiyorum. 25 yılım sanki kalan ömrümün fragmanı gibiydi, daha kötüsünü yaşarım ama iyisini yaşayamam” şeklinde konuşuyor.

“Okul bitince gideceğim”

Ege Üniversitesi İktisat Bölümü’nde okuyan 24 yaşındaki Rasim Camci de Avrupa’ya gitmek isteyenlerden. Almanya doğumlu Camci, gitmek için okulundan mezun olmayı bekliyor. 

Avrupa'ya genç göçü: Türkiye gençler için distopyaya mı dönüştü?

Camci, kendisi çocukken öğrendiği Almanca’yı, Türkiye’ye dönmelerinin ardından gidip gelmelerinin de azalmasıyla unutmuş. “Ekstra bir dil çok işime yarardı, en azından hayatına bir şey katar insanın” diyerek iç geçiriyor. Bir Alman vatandaşı olarak Türkiye’de büyümenin kendisini bir bilinmezliğe soktuğunu, “İktisat okuyorum, iktisatçıların hepsi işsiz burada, orada olsaydım daha iyi iş koşullarına sahip olurdum” sözleriyle anlatıyor.

Camci, “Orada yaşasaydım çok daha farklı olurdu. Maddi açıdan daha iyi durumda olurdum. Hükümetin sosyal yardımlarından faydalanabilirdim, işsiz kalırsan bile faydalanabiliyorsun. İş olanakları da daha fazla. Burada ama öyle değil. Orada istediğin şeyleri yapabilirdin. Burada et bile yiyemiyorsun, 70 lira et, orada 10 Euro” diyerek ekonomik zorlukları dile getiriyor.

Orada yaşamak istediğini dile getiren Camci, “Okul bittikten sonra gideceğim. Tekrar Almancayı öğrenmem gerekiyor, iş hayatına atılmak istiyorum” ifadelerini kullanıyor. 

“Tekrar hayal kurabilmek güzel”

25 yaşındaki Dilan İnce, Ege Üniversitesi Almanca Mütercim Tercümanlık mezunu. Türkiye’de 2 yıllık bir işsizlik sonrası burs bularak Almanya’nın Bielefeld kentindeki Universitat Bielefeld’e Cinsiyet Çalışmaları dalında yüksek lisans başvurusunda bulunmuş, kabul için kampus içersindeki yurtta sonuç bekliyor. İnce de Türkiye’deki koşulları ekonomik ve siyasi yönlerinden eleştiriyor: “2 aydır buradayım ve psikolojik olarak düzeldim, antidepresanı bıraktım. Keyfim yerinde. Tekrar hayal kurabilmek güzel. Bu ülke gelecek vaat ediyor, asgari ücretle bile yaşayabiliyorsun. Türkiye’de asgari ücretle hayatta kalmaya çalışırdık.”

Avrupa'ya genç göçü: Türkiye gençler için distopyaya mı dönüştü?

Burs almasının yanında eyalet içindeki öğrencilere yönelik indirimlerin hayatını kolaylaştırdığını anlatan İnce, aldığı 600 Euro’luk burs ile çok rahat geçindiğini, sosyal ve kültürel aktivitelerde bulunabildiğini aktarıyor.

Muhalif bir aktivist olduğu için özellikle OHAL sonrası çıkarılan güvenlik soruşturmalarıyla işsizliğin kendisi için kesinleştiğini anlatan İnce, kendi motivasyonunu “Burada kendimi özgürce ifade edebileceğim. Yapabileceğim, yazıp söyleyebileceğim çok şey var.  Mülteci kadınlar ve çocuklar üzerine çalışmak istiyorum, buranın bana çok şey katacağını düşünüyorum. Bulunduğum kente de çok göç var, çok kadın ve çocuk var. Yaşadıkları sorunlar ve bunları toplumsal cinsiyet anlamında da değerlendirdiğimizde bana bir kaynak olacak, ben de insanlara, kendime yararı olacağını düşünüyorum” ifadeleriyle anlatıyor.

“Türkiye kimseye gelecek vaadetmiyor”

Özellikle yaşlı kesimin şehirdeki göçmenlere “Bizim vergilerimizle yaşıyorsunuz ve hiçbir şey yapmıyorsunuz” düşüncesiyle ırkçı ve ayrımcı yaklaştığını, ancak genç kuşağın böyle bir yaklaşımı olmadığının altını çizen İnce, bu yaklaşımı Türkiye’de Suriyeliler’e yöneltilen ırkçılığa benzetiyor. İnce, “Türkiye’den gelen mülteci bir arkadaşımı Alman arkadaşlarımla tanıştırdım, üniversite okumuyor, hepsi ona çok güzel dileklerde bulunup keyifli vakit geçirdiler. ‘Umarım bir gün ülkene dönmek istersen dönersin” dediler ona, bu bile bence çok güzel bir şey. Çünkü Türkiye’de hala “Suriyeliler neden bayrama gidip geliyor” diye bir tartışma varken Almanlar’ın böyle incelikli düşünmesi hoşuma gidiyor. Özellikle Türkiye’den gelen yeni göç dalgasının okumuş politik insanlardan olduğunun farkındalar, gelmek zorunda kalmış insanlar ve Türkiye kimse için gelecek vaat etmiyor” şeklinde konuşuyor.

“Distopya”

İnce, Almanlar’a Türkiye’deki kadın cinayetleri, Şule Çet ve Nevin Yıldırım davalarından bahsettiğinde “Türkiye bir distopya değil, komşumuz, iyi bir yer” diyerek şaşırdıklarını aktarıyor. İnce, “Onlar böyle söyleyince fark ettim, evet Türkiye bir distopya, biz yıllardır bir distopyanın içinde yaşıyormuşuz. Bizim bunlara alışmamız daha korkutucu bence. Bizim kocaman bir hayat alacağımız var Türkiye’den. Kadın mücadelesi kendi yaşamımız içindi de, Şule içindi, Nevin içindi, biz de aynısını yaşadığımızda cezasız kalmasınlar diye mücadele ediyorduk, hayatta kalmak içindi. Almanya’da daha az işi var kadın mücadelesinin, çünkü daha az ihtiyaç duyuluyor. Sokakta biri bir kadını taciz ettiğinde cezası işletiliyor çünkü” ifadelerini kullanıyor.

Almanya’da insanların mutlu yaşadığını ve kendisinin de geleceğine dair umutlu olduğunu dile getiren İnce, “Aynı güzelliği, mutluluğu kendi ülkemizde de yaşayabilirdik, başka bir ülkede daha mutlu olduğumuzu söylemek zorunda kalmayabilirdik” şeklinde konuşuyor.

“Kendimi sadece muhalif olduğuma inandıramadım”

Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde okurken öğrencilere yönelik bir AB projesiyle Almanya’ya giden, daha sonra siyasi iltica başvurusunda bulunan Cenk Barış Kaya ise Almanya kamplarındaki mülteciliği biraz sitem, çokça umut içinde anlatıyor.

Avrupa'ya genç göçü: Türkiye gençler için distopyaya mı dönüştü?

2 aydır Mönchengladbach ve Düsseldorf’taki mülteci kamplarında kalan 24 yaşındaki Kaya, “Ülkedeki faşizm koşulları beni buna zorladı” şeklinde konuşuyor. Muhalif görüşlü bir genç olarak 2015’te yaşanan Ankara Garı Katliamı sonrası protesto gösterilerine katılması sebebiyle, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklanmış. Benzer sebeplerle hakkında toplamda 20 yıla varan hapis cezaları verilmiş; “Bu cezayı yatmak istemedim” diyor Kaya.

Sığınmacılar için Almanya Hükümeti tarafından finanse edilen kamplardaki yaşam koşullarının yeterli ve sağlıklı olmadığının altını çizen Kaya, “Ama ben kendimi, bir tas su bir kuru ekmeğe hazırladığım için çok zorlayıcı geçmiyor” şeklinde konuşuyor. Oturma iznini almayı bekleyen Kaya, “Silahlı bir örgüt üyesi değil sadece muhalif bir insan olduğumu tespit etmeleri gerekiyor, yani işim kolay, ben Türkiye’de kimseyi buna inandıramadığım için geldim” şeklinde sitem ediyor.

Oturma izni alırsa yeniden üniversiteye başlamak istediğini dile getiren Kaya, kendi geleceği için umutlu olduğunu ifade ediyor. “Gezerek, okuyarak, öğrenerek ve politik mücadeleyi elden geldiğince büyüterek geçecek yaşamım” diyen Kaya, Avrupa’da hep yaşamak istediğini dile getirerek Türkiye'de rahatça yapamayacağı şeyleri yapabileceğini ifade ediyor.

“Türkiye’deki gibi ırkçı bir yaklaşım yok”

Kendini Türkiye’deki mültecilerin durumuyla kıyaslarken Suriyeliler’e yönelik mülteci karşıtlığını eleştiriyor Kaya; “Türkiye'de özellikle son yıllarda Suriyeli mültecilere karşı olan nefret söylemleri tavan yapmış durumda. Yardıma muhtaç durumda olan insanlara, yaşamlarını idame ettirebilecek bir ortam yaratmak şu yana dursun, ülkeden ayrılmaları için büyük bir baskı var halk içinde. ‘İşimizi elimizden aldılar, işçi ücretlerini düşüyorlar’ gibi söylemler Türkiye ekonomisinin içinde olduğu çöküşe dairdir. Bunun yanı sıra, nefret suçu boyutu var, ‘sahillerde nargile içiyorlar, ülkemizde mülteci konumunda olduk, binlerce lira burs alıyorlar’ gibi söylemler ırkçı tabanlı.”

Mülteci bir genç olarak henüz bir ayrımcılık görmediğini söyleyen Kaya, “Bu ülkelerin bizi kabul etmeleri sadece sosyal devlet anlayışı veya AB yasalarından değil. Mülteciler aynı zamanda çalışanlar ve özellikle Almanya'nın buna ihtiyacı var. Dolayısıyla kötü bir yaklaşımları yok bize karşı” ifadelerini kullanıyor.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler