AP, Türkiye ile ilişkilerin askıya alınması tasarısını onayladı

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öneren karar tasarısı, parlamentonun Dışişleri Komisyonu’nda oy çokluğuyla kabul edildi.

AP, Türkiye ile ilişkilerin askıya alınması tasarısını onayladı

Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi’nde Türkiye 2018 Raporu taslağı dün görüşüldü.

Rapor, Dış İlişkiler Komitesi tarafından üzerinde bazı değişiklikler gerçekleştirilerek 7’ye karşı 47 oyla kabul edildi. 10 üye çekimser kaldı.

AP Türkiye raportörü Kati Piri tarafından kaleme alınan taslak rapor, Avrupa Birliği'nin Türkiye ile katılım müzakerelerini resmen askıya alması önerisini ve hak ihlallerini içeriyor.

Taslak rapor, AP’nin 11-14 Mart’taki Genel Kurul oturumunda oylanacak. Tavsiye niteliği taşıyan AP kararlarının bağlayıcılığı bulunmuyor.

Raporda Türkiye'de yolsuzluk olayları, insan hakları ihlalleri, 160 basın kuruluşunun kapatılması, LGBTİ örgütleri dahil insan hakları savunucularının haklarının ihlal edilmesi, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş'ın hapiste tutulması ve Avrupa Birliği ülkelerine yapılan iltica başvurularının artışı yer alıyor.

Ayrıca 2015 yılından bu yana devam eden yeni İstanbul Havalimanı çalışmalarında 38 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatılarak kötü çalışma koşullarını protesto eden kişilerin cezaevine gönderilmesi eleştiriliyor.

Türkiye'nin güneydoğusunda yaşanan insan hakları ihlallerine barışçıl çözüm üretilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Raporda ne var?

Euronews’un haberine göre, raporda şu değerlendirmeler yer alıyor:

Gümrük Birliği

Raporda, AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin resmen askıya alınması talep ediliyor. Öte yandan Gümrük Birliği'nin yenilenmesine kapıların açık bırakılması gerektiği zira demokratik reformlara yol açabileceği ifade ediliyor.

Vize serbestisi

Vize serbestisi konusunun Türkiye vatandaşları için büyük önem taşıdığı bu yüzden Ankara'nın AB tarafından belirlenen 72 kritere uyması talep ediliyor.

Olağanüstü Hal

OHAL’in fiili olarak devam ettiği, OHAL prosedürlerinin halen yerel idare ve makamlarca devam ettirildiği ifade ediliyor. İfade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve mülkiyet hakkı konusunda çok ciddi geriye gidişin olduğu ve bundan endişe duyulduğu belirtiliyor.

Gözaltı ve tutuklamalar

“Terörle bağlantılı” iddialar sebebiyle “150 bin kişinin gözaltına alınması ve 78 bin kişinin tutuklanmasından çok derin endişe duyulduğu” ve bu davaların çoğunda kesin kanıt olmadan işlem yapıldığı belirtiliyor.

Muhaliflere baskı

Raporda muhaliflere baskı uygulamak için “Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkiye istihbarat kurumu tarafından kullanılmasının” büyük endişeye sebep olduğu ifade ediliyor.

Bu durumun Avrupa ülkelerinin egemenlik haklarını ve sosyal düzenini tehdit ettiği belirtilerek bu konuda Avrupa ve üye ülkelerin güvenlik birimleri göreve davet ediliyor.

Interpol’ün hiçbir şekilde Türkiyeli muhalifleri, insan hakları savunucularını ve gazetecileri hedeflemek için kullanılamayacağı hatırlatılıyor.

Pasaport iptalleri

Pasaportların tutuklu veya şüpheli yakınlarını da kapsayacak biçimde iptallerinden ciddi endişe duyulduğu ifade ediliyor, bu sürecin idari olarak denetlenmesi ve adli olarak desteklenemeyen iptallerin kaldırılması talebinde bulunuluyor.

İhraç edilenler

OHAL Komisyonu’nun sadece yüzde 7 olumlu sonuç verdiği ve 81 bin dosyanın hala işlem beklediği hatırlatılıyor. İşten atılan kişinin ve ailesinin üzerinde başta ekonomik olmak üzere çok sert sonuçlar doğurduğu ve adeta sosyal ve profesyonel hayatta damgalandıkları belirtiliyor.

Hükümetten, bu kişilerin uluslararası hukuk standartlarına uygun şekilde maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilebileceği bir mekanizmanın kurulması talep ediliyor.

Yargı

4 binden fazla hakim ve savcının işten atılmasının hukukun bağımsızlığı ve tarafsızlığına tehdit oluşturduğu belirtiliyor. 570 avukatın da tutuklanmasının savunma ve adil yargılanma hakkına engel olduğu ifade ediliyor.

İltica başvuruları

OHAL'in başlatılmasından bu yana Türkiye vatandaşlarından gelen sığınma başvurularının çarpıcı biçimde arttığı vurgulanıyor.

Avrupa Sığınma Destek Ofisi'ne göre, Türkiye'nin vatandaşları Avrupa Birliği ülkelerine sığınma talebinde bulunan beşinci ülke konumuna yükselmesi endişeye neden olduğu belirtiliyor.

Eylül 2018 rakamlarına göre 16 binden fazla iltica başvurusunun hala karara bağlanması gerektiği ifade ediliyor.

Hak savunucuları

Rapor üye ülkelerin, Türkiye'de risk altında bulunan insan hakları savunucularına desteklerini artırmaları gerektiğini belirtiyor.

Türkiye'ye İnsan hakları savunucularına yönelik AB kurallarının tam olarak uygulanması için çağrıda bulunuluyor.

Türkiye’den rapora yanıt

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, raporla ilgili yazılı açıklama yaptı, “Hukuki bağlayıcılığı olmayan, tavsiye kararı niteliğindeki taslak raporda, ülkemizin Avrupa Birliği’ne (AB) katılım müzakerelerinin resmen askıya alınması çağrısında bulunulması kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Bugün yazılı açıklama yapan Aksoy, rapordaki değerlendirmeleri “mesnetsiz” olarak tanımladı. 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler