AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen yasalar

İktidar, muhalefetten gelen kanun tekliflerini gündeme bile almazken kendi verdikleri ve hak ihlalleri içeren teklifleri, gece yarısı oturumlarında hızla geçirtip ardından toplu fotoğraf çektirme geleneği oluşturdu.

AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen yasalar

 

Siyasi Haber

Meclis’te bulunan 11 partiden, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 291, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 138, Halkların Demokratik Partisi’nin 57, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 49, İYİ Parti’nin 37, Türkiye İşçi Partisi’nin 2, Büyük Birlik Partisi’nin 1, Demokrasi ve Atılım Partisi’nin 1, Demokrat Parti’nin 1, Demokratik Bölgeler Partisi’nin 1, Saadet Partisi’nin 1 ve 6 bağımsız milletvekili olmasına rağmen AK Parti dışında hiçbir partinin verdiği kanun teklifi ya hiç gündeme alınmıyor ya da AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor.

İktidar, muhalefetten gelen kanun tekliflerini gündeme bile almazken kendi verdikleri ve hak ihlalleri içeren teklifleri, gece yarısı oturumlarında hızla geçirtip ardından toplu fotoğraf çektirme geleneği oluşturdu.

Kanun ve kararnamelerde Anayasa’nın çok sayıda maddesinin ihlal edildiğini savunan CHP, anti demokratik ve Anayasa’ya aykırı düzenlemeler olduğu gerekçesiyle geçirilen kanun tekliflerini ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerini Anayasa Yüksek Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı ancak AYM bu başvuruların tamamına yakınını reddetti.

 

İttifak yasası seçim güvenliğini ihlal ediyor

Gece yarısı baskın oturumla, muhalefetin itirazlarına rağmen 26 maddelik İttifak Yasası TBMM’de kabul ettirildi.

Muhalefet, yasanın seçim güvenliğini bozduğunu, esas olarak da iktidarın seçime müdahalesine olanak tanıyan anti demokratik hükümler içerdiği gerekçesiyle karşı oy kullandı.

Birgün gazetesinde yazan hukukçu Mustafa Karadağ’a göre İttifak yasası, “seçmenin, seçimi en yakın ve olanaklı denetim hakkını ve seçim güvenliğini alarak başlıyor işe ve aynı binada oturanları başka sandıklara göndererek sahte seçmen yazımının önünü açıyor. Sandık bölgelerinin ancak ulaşım zorluğu gibi sebeplerle bölünebileceği kuralı ile sandık bölgesi belirleme koşulu olan seçmen sayısı ilkesini de ortadan kaldırıyor. Böylece sandık bölgeleri ile istenildiği gibi oynanabilme olanağını getiriyor”

İttifak yasasında yer alan, seçim bölgesinin taşınması ve sandık bölgelerinin birleştirilmesine imkan veren değişiklik de iktidarın seçimleri kendi lehlerine kazanma şansı yaratma girişimi olarak değerlendirildi.

 

AKP ve MHP'nin oylarıyla kabul edildi, termik santrallere filtre takılmayacak

15 termik santrale ‘baca filtresi takmadan’ 2.5 yıl daha çalışma izni verilmesini içeren Torba Kanunun 50 maddesi, muhalefetin tüm itirazlarına rağmen AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi.

AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edilen teklif, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edildi. Veto kararı, Erdoğan'ın başkanlık sistemiyle ilgili yöneltilen “tek adam” eleştirilerinin önünü kesmeye dönük yeni siyaset stratejisinin adımı olarak görülmekle ve “göstermelik” bulunmakla birlikte, düzenlemeye karşı çıkan muhalefet ve genel olarak kamuoyu ve çevreciler tarafından memnuniyetle karşılandı.

Termik santrallere filtre takılmasını erteleme düzenlemesini, verdikleri önergeyle şiddetli biçimde savunan AKP milletvekillerinin, Erdoğan’ın veto etmesinden sonra sosyal medya hesaplarından “teşekkür” mesajı yayınlamaları ise şaşkınlık yarattı.

 

Libya mutabakatı AKP ve MHP'nin oylarıyla kabul edildi

Türkiye ile Libya arasında güvenlik ve askeri iş birliği mutabakat muhtırasının onaylanmasına ilişkin kanun teklifi, CHP, İyi Parti ve HDP'nin “hayır” oyuna karşılık AKP ve MHP’nin oyları ile kabul edildi.

Mutabakat muhtırası, taraflar arasında iş birliği, Libya'da polis ve askeri sorumlulukları içeren Ani Müdahale Kuvveti kurulmasına Türkiye tarafından eğitim, danışmanlık, tecrübe aktarımı, planlama ve malzeme desteği verilmesi, talep edilmesi halinde Türkiye ve Libya’da müşterek bir Savunma ve Güvenlik İş Birliği Ofisi kurulması, eğitim, teknik bilgi, destek, geliştirme, bakım, onarım, kurtarma, imha, liman ve müşavirlik desteği sağlanması ve mülkiyeti elde olmak kaydıyla kara, deniz ve hava araçları, teçhizatı, silahları, bina ve arazi (eğitim üsleri) tahsisi, kabul eden tarafın davetiyle, tarafların sınırları içerisinde, Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde bulunan Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerinin faaliyet alanlarına yönelik müşterek olarak askeri planlama, tecrübe aktarımı, eğitim ve öğretim faaliyetleri ile silah sistemi ve teçhizatın kullanımına yönelik eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi konularını kapsıyor.

HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Libya’nın iç işlerine karışılmasını doğru görmediğimizi ifade ediyoruz. Tıpkı Suriye’de ‘Suriye’nin iç işlerine karışmayın’ dediğimiz gibi, Libya’da da ‘Libya’nın iç işlerine karışmayın’ diyoruz; bu kadar basit. Çünkü oraya karışmak istiyorsunuz, İhvancılık kemerini savunuyorsunuz. Suriye’den Fas’a kadar önünüze gelen her İhvancı akımı desteklediniz. Bugün Rusya’nın Wagner güçlerini oraya sevk etmesine karşı, siz Türkiye’den SADAT güçlerini sevk etmeyi planlıyorsunuz. Aynı zamanda oralara silah satmak, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini Türkiye’den silah alabilecek bir pazar oluşturmak bakımından da adımlar atıyorsunuz. Çünkü bu ülkede damatların, dünürlerin silah şirketi var ve artık silah sanayisine özel olarak ağırlık veren bir iktidar var. Daha fazla SİHA’yı, daha fazla İHA’yı satmak ve aile çevresinde zenginlikleri, ganimetleri daha da arttırmayı hedefliyorsunuz” diye konuştu.

İYİ Parti Aydın Milletvekili Adnan Sezgin, Libya Mutabakatı’na karşı olduklarını belirttiği konuşmasında, Libya’ya asker gönderme girişimlerine dikkat çekti. Sezgin, Libya’da barış sürecinin desteklenmesi gerektiğini belirtti.

CHP İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz de, Libya Mutabakatı’na karşı çıktıklarını ifade ederek, “Bu kanun teklifini geri çekin, yoksa Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının ihlal edilmesini onaylamış olacaksınız. Bu kanun teklifini geri çekin, yoksa İhvan saplantınız yüzünden evlatlarımızın uzak coğrafyalarda ölümüne neden olacaksınız. Bu kanun teklifini geri çekin, yoksa Türkiye’nin bölge ülkeleri Rusya ve Fransa’nın karşımızda olacağı bir savaşa girmesine yol açacaksınız. Bu kanun teklifini geri çekin, yoksa ileride tarih önünde sorumlu olacaksınız” diye konuştu.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, ilkesel olarak savaş tezkerelerine hayır dediklerini belirterek, “Maalesef ülkemizdeki çocuklarımızın, gençlerimizin iktidarın maceraları uğruna kilometrelerce uzaktaki bir ülkeye savaşması için gönderilmesi üzerine konuşuyoruz. Türkiye ne zaman emperyalist emellerle bir savaşa sürüklenmek istese iktidar ülkemizi emperyalist güçlere daha da bağımlı hale getiriyor. Bunun yakın tarihteki örneğini Suriye’de gördük. ‘Şam’a gidip Emevi Cami’nde namaz kılacağız diyerek Suriye’deki parçalanma sürecine dahil oldular. Hem Amerika’ya hem de Rusya’ya daha bağımlı hale geldik. Türkiye tarihinde gördüğümüz Amerikancı hükümetiyle karşı karşıyayız” dedi.

Libya Mutabakatı, muhalefet kadar yurt dışından da tepki gördü.

 

“İnfaz yasası, infazda eşitliği gözetmedi”

Koronavirüs salgını gerekçe gösterilerek adli mahkumların tahliyesine, siyasi mahkûmların ve düşünce suçluların ise cezaevinde kalmasına neden olan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 15 Nisan 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. CHP, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Bu başvuru da reddedildi.

Bianet’te yer alan habere göre hukukçular, TBMM’de kabul edilen İnfaz Yasası’nın, şekil ve öz bakımından Anayasa’nın hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ortak bir bildiriyle açıkladı. Kanunun hazırlık aşamalarında ilgili kişi ve kuruluşların talep ve itirazlarının dikkate alınmadığı ve kamu vicdanının yaralandığı ifade edilen bildiride:

“İnfaz sisteminde mahkûmların denetimli serbestlik veya şartlı tahliye imkânlarından yararlanmasının kolaylaştırılmasının yanında, geçici düzenlemelerle de özel af mahiyetinde düzenlemeleri barındıran bu yasada belirli bazı suçların yanında, muğlak terör örgütü üyeliği, yardım ve propaganda suçlamaları gerekçesiyle, gerçekte düşünce açıklamaları, kolektif özgürlük eylemleri veya basın faaliyetleri nedeniyle yargılanıp mahkûm edilen kişilerin başta ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı olmak üzere anayasal hakları yok sayılmıştır.

“Çıkarılan yasa, infazda eşitliği gözetmemiştir. Aynı cezayı alan iki hükümlüden biri, suçunun türü nedeniyle infaz yasasındaki koşullu salıverme ve denetimli serbestlikten yararlanıp tahliye olurken, başka bir gruptaki hükümlü cezasını çekecektir ki, bu durum Anayasa’nın 10. Maddesindeki eşitlik ilkesine, 2. Maddedeki hukuk devleti ilkesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesine aykırıdır.

“Çıkarılacak yasanın öngörülebilir ve anlaşılabilir olması, sadece bir grubun, dünya görüşünün yahut sınıfın çıkarını değil, tüm farklılığıyla değerli, eşit özgürlük sahibi ve egemenliğin kaynağı Milletin tüm fertlerinin ortak iyiliğini ifade eden “kamu” yararını gözetmesi gerekir.

“Bu Kanun özel af mahiyetinde hükümler barındırmış olmasına rağmen, nitelikli çoğunluğa riayet edilmemiştir. Düzenlemenin gerekçesi Covid-19 salgını olarak gösterilmiş olduğu halde, suçlar arasında ayrım yapılarak yaşam hakkıyla doğrudan bağıntılı sağlık hakkı göz ardı edilerek yaşam hakkının özünün ihlaline zemin hazırlanmıştır.

“Bir siyasal tercih ve bir atıfet olarak infaz kolaylığı ve özel af getirilmiş, ancak şiddet içerikli olup olmadığına dair bir ayrım yapılmaksızın, siyasal muhalefet mahiyetindeki eylemler istisna tutulmuştur. Bu şekilde kamu yararı gözetilmemiş, meşru sebep olmaksızın eşitliğe aykırı davranılmıştır.

“Devletin af yetkisinin hakkaniyetli ve toplumsal adalet duygusuna uygun olabilmesi için öncelikli olarak devlet tüzel kişiliğine karşı işlenen suçları af ve benzeri infaz kolaylığının kapsamına almak gerekirken, tersi yönde tutum alınmak suretiyle, atıfet ayrımcılığa, dışlanmaya ve siyasal muhalefetin kriminalize edilmesi imkânına dönüştürülmüştür” ifadeleriyle, infaz yasasındaki eşitsiz uygulamaya dikkat çekildi.

https://bianet.org/bianet/hukuk/223758-11-hukukcudan-aym-ye-infaz-yasasi-cagrisi

 

Bekçiler, polislerin yetkilerine benzer yetkilere sahip oldu

AKP tarafından Meclis’e sunulan çarşı ve mahalle bekçilerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile özlük haklarını düzenleyen Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifi, 2020’nin Haziran ayında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. “Silah kullanma” dahil geniş yetkiler verilen kanunda, bekçiler, polislerin yetkilerine benzer geniş yetkilere sahip oldu.

Bekçilere silah kullanma, üst arama, toplumsal olaylara müdahale gibi çok sayıda tartışmalı yetki veren kanun teklifine HDP ve CHP şerh düştü.

CHP, “Bekçilere tanınan geniş ve keyfiliğe açık yetkiler, devletin ahlak polisliği yapması ve bireylerin hayat tarzına müdahale etmesi riskini içermektedir” ifadeleriyle AYM’ye taşıdı. Başvuru, AYM tarafından reddedildi.

HDP milletvekili Saruhan Oluç, bekçilik sisteminin kurumsallaşmasıyla birlikte toplum üzerindeki baskının artırılacağını ifade ederek, “İktidarın bekasını korumasının araçları oluşturulmak, Türkiye'de hukuk devleti daha fazla aşındırılmak, toplumsal taleplerin şiddetle bastırılması için zeminler yaratılmak istenmektedir. Dolayısıyla, Meclis’in bugün asıl konuşması gereken, OHAL kalktıktan sonra dâhi ısrarla başvurulan antidemokratik uygulamalara son verilmesidir çünkü güvenlik bahanesi bu ülkede daha fazla güvenliği değil, daha fazla tahakkümü ve güvencesizliği getirmektedir” dedi.

 

Baroları bölen Avukatlık Kanunu

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinselleri hedef alan sözleri üzerine Ankara Barosu, Diyanet’in nefret suçu işlediği açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ankara Barosu’nun sadece Erbaş’ı değil İslam dinine de ‘‘fütursuzca saldırdığını’’ söyleyerek AKP’nin daha önce gündeme getirdiği meslek kuruluşlarıyla ilgili bir düzenlemeyi Meclis’in gündemine getireceklerini açıkladı.

Bu açıklamanın ardından Meclis’in gündemine gelen Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, tüm baroların karşı çıkmasına rağmen AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. Her ilde birden fazla baro kurulmasının yolunu açan, baroları bölen, Türkiye Barolar Birliği ile il barolarının delege sistemini değiştiren düzenleme, baro başkanlarının Ankara’ya yürümesine neden oldu. Önce Ankara’ya daha sonra da TBMM’ye alınmayan baro başkanları, günlerce adalet nöbeti tuttu, polis müdahalesine maruz kaldı ve bir kısım baro başkanı gözaltına alındı.

Söz konusu kanun teklifine ilişkin Adalet Komisyonu ve Meclis Genel Kurulu’nda ki görüşmelerde AKP ve MHP milletvekilleri yasanın bir an önce geçmesi için söz almaktan kaçınırken, CHP, HDP ve İyi Parti milletvekilleri sıkça söz aldı. Muhalefet partilerinin verdiği hiçbir değişiklik önergesi kabul edilmedi. CHP, HDP ve İYİ Parti teklife muhalefet şerhi koydu.

CHP’nin baroları bölen düzenlemenin yargı bağımsızlığını tam anlamıyla yok edeceği gerekçesiyle AYM’ye yaptığı başvurusu da reddedildi.

 

Sosyal medyaya sansür

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın YKS öncesi YouTube üzerinden yaptığı canlı yayında gençlerin “dislike” butonuna basarak tepki göstermesi ile gündeme geldi.

Muhalefetin şerh düştüğü, uzmanların karşı çıktığı, sosyal medya kuruluşlarına yeni yükümlülükler ve yaptırımlar getiren, kişisel verilerin Türkiye’de depolanmasına, erişimin engellenmesi işlemlerinin kolaylaştırılmasına ve istenilen internet sitelerinin bant genişliğinin daraltılarak kapatılmasına olanak sağlayan yasal düzenleme, TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülerek kabul edildi.

Türkiye içinden veya dışından yayın yapan tüm muhalif haber sitelerini denetim altına almaya, kapatmaya yönelik yasa, ifade özgürlüğü ve sansür tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Hukukçular, yasanın, kişilik hakları, “unutulma hakkı" gerekçesiyle pek çok yolsuzluk, usulsüzlük gibi konulardaki haber yasaklarının daha kapsamlı ve kalıcı olabileceğini, dolayısıyla yakın geçmişe dair tarih yazımını da etkileyebileceğini ileri sürdüler.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu dönemde gençlere yönelik “Twitter’ın, Facebook’un, Youtube’un esiri asla olmayın” sözlerini Twitter'dan eleştirmiş, “Özellikle sosyal medyanın gittikçe yaygınlaşması, herkesin birbirinden haberdar olması kamuoyunun sınırlarını alabildiğine esnetiyor. Bu gerçek otoriter zihniyetlerin hoşuna gitmiyor, zoru ve zorbalığı benimseyenlerin keyfini kaçırıyor… Gerek Twitter, gerek Facebook ve gerekse de diğer sosyal zeminler ölçülü ve dengeli olduğu müddetçe demokratik katılıma imkan tanıyor. Böylelikle insan haysiyetinin ihlal edilemez özü olan bireysel hak ve özgürlüklere yeni bir soluk geliyor, yeni bir mecra ekleniyor” ifadelerini kullanmıştı.

Aynı Devlet Bahçeli, sosyal medya yasası görüşmeleri sırasında “Bilgiye en kısa yoldan, en doğru vasıtalarla, en objektif şekilde ulaşmak, aynı zamanda iletişim kanallarını aktif olarak kullanmak çağımızın mümeyyiz ve müessir bir özelliğidir. Teorik olarak sosyal medyadan beklenen de bu ihtiyaca cevap vermesidir. Ancak sosyal medya dipsiz bir kuyuya, izan ve insaf tanımayan mayınlı bir platforma dönüşmüştür. Başta Twitter, Facebook olmak üzere sosyal medya iftira sahnesi, ihanet ve isnat mecrası olmuş çıkmıştır. Sosyal medya taşınması imkânsız ağır bir güvenlik sorunu haline gelmiştir” diyerek yasa çıkana kadar sosyal medya hesabını kapattı. Yasa çıktıktan sonra tekrar sosyal medyaya geri dönüş yaptı.

 

Tartışmalı taslaklar Meclis’in gündemine gelecek

Meclis’in açılacağı Ekim ayında, AKP ve MHP tarafından birçok teklif Meclis gündemine getirilecek.

Edinilen bilgilere göre Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Yasası ve Meclis İç tüzüğü’nde yapılacak değişiklik teklifi, AKP ve ortağı MHP tarafından gündeme getirilecek teklifler arasında yer alıyor. Buna göre, barajın düşürülmesi, dar ya da daraltılmış bölge ile ittifak sistemin kaldırılması gibi birçok seçenek masada olacağı belirtiliyor.

Hükümet tarafından “İstihdam Kalkanı Paketi” adı altında açıklanan pakete göre ücretsiz izin uygulaması üç ay daha uzatılıyor, kısa çalışma ödeneğinin nasıl devam edeceğine dair belirsizlikler sürüyor, genç işçiler ve 50 yaş üzeri işçiler için esnek çalışma öngörülüyor ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) adı altında kıdem tazminatının özel bir emeklilik fonuna aktarılması yeniden gündeme getiriliyor.

Çalışanların kıdem tazminatı hakkının özel bir emeklilik fonuna aktarılmasına yönelik bir taslağın hazırlanması, sendikaların büyük tepkisine yol açtı. Kıdem tazminatının kendileri için “kırmızı çizgi” olduğunu belirten Türk-İş ve DİSK tasarıya onay vermeyeceklerini açıkladılar. Türkiye'nin çeşitli kentlerinde tasarıya karşı eylem yapıldı.

Hükümet, İstanbul Sözleşmesi olarak anılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden çekilmeyi de gündemine aldı.

Aile yapısını bozduğu, eşcinsellere hak tanındığı iddiasıyla İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması ve Sözleşme’den çekilme söylemlerine kadınlar büyük bir direnç gösterdiler. Türkiye’nin birçok ilinde meydanlara çıkan on binlerce kadın, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını talep ettiler.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler