Ağabey Suruç’ta, kardeş Ankara’da kendini patlattı, emniyet izlemekle yetindi

Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün “terörden arama” kaydı olmasına rağmen yakalanması için girişimde bulunulmadı. Alagöz Suruç Katliamı’nı gerçekleştirdi. 2,5 ay sonra ise bu kez IŞİD militanı olduğu emniyetçe bilinen kardeşi Yunus Emre Karagöz Ankara Katliamı’nı gerçekleştirdi.

Ağabey Suruç’ta, kardeş Ankara’da kendini patlattı, emniyet izlemekle yetindi

SiyasiHaber

Birgün Gazetesi yazarı Erk Acarer bugün kaleme aldığı yazısında, Suruç Katliamı’nın üstünden beş yıl geçmiş olmasına rağmen sadece bir IŞİD zanlısının tutuklandığını söyledi. Acarer yazında dava sürecindeki çelişkilere dikkatleri çekti ve adalet arayışındaki 16 kişinin tutuklandığını söyledi.

Eyleme dair istihbaratın tüm güvenlik birimlerine gönderildiğini ve Mahkeme’nin Suruç’ta, 24 saatlik üst ve eşya arama kararı çıkarttığını söyleyen Acarer, Kobane’daki çocuklara oyuncak kampanyasına katılmak için Suruç’a gelenlere ince arama yapıldığını, hatta eşyalarına el konulduğunu ama canlı bombanın Suruç’ta rahatça gezdiğini, birkaç kez de emniyetin önünden geçtiğini belirtti.

Olay gününün kamera görüntülerinin ancak 3.5 yıl sonra mahkeme dosyasına girebildiğini fakat tamamının mevcut olmadığını belirten Acarer, patlama sonrası 5 saatlik görüntülerin kesilmiş olduğunu ve hala Emniyet’in bu kısmı mahkemeye göndermediğini söyledi.

Acarer yazısında eylemi yapan Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün “terörden arama” kaydı olmasına ve bu bilginin bütün il emniyet müdürlüklerine gönderilmesine rağmen yakalanması için hiçbir girişimde bulunulmadığı belirtti. Acarer, 2,5 ay sonra bu kez kardeşi Yunus Emre Alagöz’ün Ankara Katliamı’nı gerçekleştirdiğini belirtiyor.

Acarer devamla şöyle diyor:

“ ‘Suruç olmasa, 10 Ekim de olmayacakt’ ifadesini, ‘Diyarbakır engellenseydi diğerleri de olmayacaktı’ diyerek ileri götürelim. Türkiye’yi değiştiren 7 Haziran- 1 Kasım seçim sürecindeki IŞİD katliamlarının planı Antep hücresinde yapıldı, bombacılar ise Adıyaman hücresinden gönderildi.

7 Haziran seçimlerinden 2 gün önce Diyarbakır’daki HDP miting alanına bombaları koyan Orhan Gönder gibi Alagöz kardeşler de Adıyaman’daki Mustafa Dokumacılar grubunun üyesiydi. İslam Çay Ocağı’nda örgütlendiler.

Arama kaydı olan Gönder’in, Diyarbakır’da, katliamdan bir gün önce kaldığı oteli polis bastı. Kendisine gözaltı işlemi yapılmadı. Antep ve bombacı hücresi Adıyaman çoktan çözülmüştü ancak ‘canlı bombalar kendilerini patlatana kadar’ beklendi.

Suruç’un şifrelerinden biri, Abdullah Ömer Arslan isimli şahıs. Halfeti’de imamdı. Olay günü, motosikletle Suruç’a geldi. Tanıklar, eylemden hemen önce bir motor, sonra da fünye sesi işittiklerini beyan edip bunu işaret olarak değerlendirdi. Mahkeme dikkate almadı.

Arslan, patlama sonrası Amara’nın bahçesinde fotoğraf çekti, şüpheli hareketler sergiledi. Yurttaşlar yakaladı, polise teslim etti. Polis ne mi yaptı? Onu, merkezin içine taşıyıp sakallarını kesti, tanınmaz hale getirdi. Çantasındaki el Kaide bayrağı ve dokümanlara dokunmadan salıverdi.

Arslan, olay günü defalarca Suriye’yi aramıştı. Katliamdan 18 ay sonra başlayan ve 14 celsesi görülen davada sadece bir kez dinlendi. Bunları mahkemede de beyan etti. Suruç’a neden geldiği ve bir örgüte üye olup olmadığı konusunda çelişkili ifadeler verdi.

Üzerine gidilmedi. Oysa olay akışı kadar ‘motosiklet’ de önemli bir detaydı. Çünkü Suruç’a bomba malzemesi Suriye’den motosiklet ile taşındı. Sanki gizli bir el, onun daha fazla konuşmasını engellemek istedi. Tepeden talimat geldi, mahkeme uydu!

Katliamın yargılanan tek sanığı Yakup Şahin duruşmalara güvenlik gerekçesinden dolayı SEGBİS ile katılıyor. Şahin, Antep’ten Ankara’ya bombacıları götüren araca eskortluk etmiş, amonyum nitrat taşınması işini üstlenmişti.

Suruç, ‘gizlilik’ zırhıyla kapatıldı, soruşturmanın genişletilmesi talepleri görmezden gelindi. İhlal başvurularını Anayasa Mahkemesi (AYM) de reddetti. İç hukuk yollarının tüketilmesi ile Avrupa İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuru sonuçlanmadı.”

Erk Acarer, Suruç Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal dışındaki kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmediğini, Yapalıal’in de sadece 7 bin TL ceza aldığını belirtiyor.

Nihayetinde Erk Acarer şu değerlendirmeyi yaparak yazısına son veriyor:

“Suruç kısa yoldan özetlenebilir. Sadece bir IŞİD’ci tutuklu! Ancak Suruç İçin Adalet Platformu şimdiye kadar, aile, yaralı ve avukatlara karşı en az 58 dava açıldığını aktarıyor. 16’sına tutuklama kararı verildi. 2 soru ile noktalayalım: Devlet kimin yanında ve 7 Haziran- 1 Kasım arasında ne oldu?”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler