ABD'nin çekilme kararının ardından Suriye'de dengeler nasıl olur?

Doç. Dr. Hakan Güneş: “Suriye'den çekilmek Suriye'yi dış güçlerin elini çektiği bir ülke haline getirmek anlamına kesinlikle gelmiyor. Bu anlamda ABD yönetimi bunun değişik araçlarını kullanmaya çalışacaktır.”

ABD'nin çekilme kararının ardından Suriye'de dengeler nasıl olur?

Paris 8 Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş, bianet'ten Pınar Tarcan’a ABD'nin çekilme kararıyla birlikte Suriye'deki olası senaryoları, "Fırat'ın doğusuna operasyon" söylemlerini yorumladı.

Trump Suriye'den çekilme kararını geçen hafta açıkladı. Karar ABD içinde de farklı tepkiler aldı ve tartışıldı. Bu karar kimileri tarafından da sürpriz olarak nitelendi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Benim için hiç şaşırtıcı olmadı. ABD'nin hem Irak'ı hem de Suriye'deki dinamikleri belirleyecek şekildeki dönüşümü bu kararla olmamış, bu karar sadece bunun bir yansıması olmuştur.

Bu karar değil ama Kerkük'ün kendisi bir sürprizdi. Kerkük'ün Bağdat'ın kontrolüne geçmesini beklemiyordum.

Benim için sürpriz oydu ama bu gerçekleştiği andan itibaren Batı ülkelerinin hiçbirisinin sorumluluk almadığı, alamayacağı bir noktayı gösterdi, ardından yaşanan diğer gelişmeler ve Afrin operasyonu, bütün bunlar Kürtler'in bölgede birer taktik müttefik olarak değerlendirildiği sonucunu ortaya çıkarıyor.

"Çağdaş emperyalizmin taktiği"

Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna operasyon olasılığı nedir? ABD'nin çekilme kararının ardından Türkiye'de bir erteleme söylemi gelişti?

Siyasi açıdan ABD ordusunun çekildiğini, Fransa ordusunun da çekileceğini (bağımsız bir politika sergileyecek gibi görünmüyorlar henüz) düşünürsek operasyonun birçok askeri, politik, etnik sorunları var.

Bölge halkının orada nasıl barış yapacağı zor sorular. Uluslararası kamuoyu ÖSO'nun bölgede terör estirmesi gibi durumları kendi gazetelerinde küçük bir haber dahi yapmayacaklar gibi görülüyor. Şu anda bile durum budur.

Ama ilerleyen süreçte de "ya o kadar da değilmiş" denilen şeyler yaşanacak. Çünkü emperyalizm yönetme tekniği açısından en az iki unsura dayanma zorunluluğunu içerir.

Yani Bağdat'a karşı Erbil'in kullanılması, Esad'a karşı Sünnilerin ve Kürtlerin kullanılması, Türkiye'ye karşı Esad'ın desteklenmesi, hep böyle birden fazla unsurun diğeri üzerinde basınç oluşturmasını sağlamalısınız ki politika yürütebilirsiniz.

Roma imparatorluğu, Bizans imparatorluğu, Osmanlı imparatorluğu dahil olmak üzere kadim imparatorlukların taktiğidir bu, hem de çağdaş emperyalizmin taktiğidir.

Zaman zaman Erbil'e çok güçlü destekler verileceğini göreceğiz veya bu süreçte Rojava'ya çeşitli açıklamalarla destek verildiğini göreceğiz ama çok önemli askeri bir güç olarak orada bulunan SDG'nin artık desteklenmeyeceği çok açık.

ABD'de Savunma Bakanı Mattis ve ABD'nin IŞİD'le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk'ün istifalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hatırlarsanız Pentagon'un eğittikleriyle CIA'in eğittiklerinin Suriye'de çatıştığını gördük, hatta ABD'deki manşetler bile aynen böyleydi.

Suriye sahasında bir kanadın siyasi ve askeri olarak destekledikleriyle, diğer tarafın destekledikleri çatıştı. Aynı ülkenin, düşünebiliyor musunuz? Üstelik kurumsal yapısı oturmuş bir ülke.

Yaşanan istifalar da Suriye politikasının bu çapraşık halinin herkesin de gözü önünde yansıması. Mattis istifa ederken fikir ayrılığını açık şekilde söyledi. Ama tabii bir hafta sonra bunlar artık konuşulmayacak.

Rusya ve İran dengesi

Peki ABD içinde Foreign Policy, Washington Post gibi yayın organları çekilmeyi bölgenin kontrolünü Putin'in, Esad'ın eline bırakmak olarak yorumladı. Çekilme bu açıdan nasıl okunmalı?

Şimdi ABD'nin Suriye politikası, yani 2011 Mart'ından bu yana yaklaşık 8 yıllık politika, hatırlayacak olursak çok değişik aşamalardan geçti.

En önemlisi, hatırlayalım, birkaç yıl boyunca 'eğit-donat' politikası izlendi. Dünyanın parasıyla beş tane savaşacak insan bulamadılar. Dolayısıyla henüz yeni politika nedir bunu söyleyebilecek durumda değiliz.

Yeni bir politika ortaya konmuş durumda değil ama yeni dönem politikasının ipuçları var. Bunlardan bir tanesi İsrail'in güvenlik politikasıyla alakalı. Bunun Suriye'de somutlaşması İran etkisinin kırılmasıdır.

Suriye içindeki İran yanlısı güçlerin etkisinin kırılması şeklindedir. Bu daha çok Rusya'ya görev veriyor. Dolayısıyla müzakereler ve siyasi ağırlığı sayesinde Rusya'nın İran'ın etkisini biraz daha dengeli bir noktaya çekmeye çalışacağını öngörebiliriz. Bu tabii bu rolü daha çok Rusya'ya veriyor.

Bu durumda Suriye'de Türkiye'nin etkisinin artırılmasında hem ABD'nin hem Rusya'nın bir rızası olur. Bu tabii Esad yönetimini köşeye daha çok sıkıştırır.

Suriye'den çekilmek Suriye'yi dış güçlerin elini çektiği bir ülke haline getirmek anlamına kesinlikle gelmiyor. Bu anlamda ABD yönetimi bunun değişik araçlarını kullanmaya çalışacaktır.

"Türkiye-İran ilişkilerinde yeni perde olur"

Trump'ın Türkiye ve Erdoğan tweet'i ne anlama geliyor?

Tam bu noktada Suriye'deki önemli aktörlerden birinin Türkiye olacağı ortaya çıkıyor. Yani Esad karşısında Suriye Demokratik Güçleri'nin yerini almak isteyen bir Türkiye var.

Ankara'nın niyetini kabul etmiş görünüyor Trump. Esad ile anlaşmamaya devam eden bir Türkiye olacak.

Bugün ÖSO'nun Menbiç'e doğru harekete geçmeye çalıştığı yönünde haberler var.

Menbiç kritik bir nokta, dolayısıyla bütün güçler orada ama konumuz Menbiç'le sınırlı kalmayacak. Menbiç, Azez hattında askeri hareketlilikler olduğu aşikâr bir süredir.

Hala ABD askerleri devriye geziyor gibi haberler de var, gezecek tabii daha çekilmediler çünkü. Bir süreç, bu kararın uygulanması arasında bir zaman geçecek.

Büyük resim açısından ABD er ya da geç Suriye'den çekilme kararı aldı, tekrar dönmeyeceği ya da belirli bir düzeyde askeri varlık bırakmayacağı anlamına gelmez ama esas itibariyle çekiliyor.

Şimdi bunun sonucunda Türkiye'nin yer dolduracağı çok belli. Türkiye-Rusya ilişkileri açısından bir sınırı teşkil ediyor. Bana kalırsa Türkiye-İran arasında gergin ilişkilerin olduğu bir yeni dönemi işaret ediyor.

Bu konuda ABD ile Türkiye arasında bir görüşme yapıldığını zaten tahmin edebiliriz. Türkiye de zaten önceki Cumhurbaşkanı Sözcüsü Kalın'ın Pompeo ile (dönemin CIA direktörü) görüşmesinde ABD'nin zaten bir Türkiye-İran dosyası sunduğu açıktı.

O arada İran ilişkilerinde polemik yaşanmıştı. ABD tarafı dosyayı kabul etmedi o ara. Başka araçlarla İran ile uğraşmak istiyordu.

İsrail-Türkiye ilişkilerinin ve görünürdeki gerginliğin de değişeceğini düşünüyorum. İran ile karşı karşıya gelecek güçler ÖSO olacak, bir başka en büyük destekleyicisi Türkiye bunun. Dolayısıyla ABD, SDG yerine ÖSO'yu destekliyor oluyor.

"Rusya bile Kürtler'e daha pozitif adımlar attı"

Dolayısıyla Kürtler son üç yılda şimdiye kadar kamuoyunda hiç almadıkları bir desteği alırken aslında ABD kanadından destek alamadılar. Afrin'de alamadılar en önemlisi Kerkük'te alamadılar.

Geride bıraktığımız 100 yılda Kürtler'in uluslararası desteğinin en yüksek olduğu yıllar 2015, 2016, 2017 yıllarıydı ve bu yıllarda da sadece IŞİD sayesinde silah verildi ve övücü sözler sarf edildi.

Karşı tarafta olduğu düşünülen Rusya bile daha pozitif adımlar attı. Örneğin Dışişleri Bakanı Lavrov, Suriye anayasasında açıkça belirtilen bir yerleri olması gerektiğini söyledi. Fakat tek bir ABD yetkilisi dahi Kürtler'in Suriye'deki varlığı konusunda herhangi bir ifade kullanmadı.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler