ABD: Liberal rüyanın sonu ve ırkçı şiddet

Selim ÇAKMAKLI* ABD'den yazdı - ABD’de kısa zamanda tüm ülkeye yayılan eylemlerin en önemli sloganı, aynı zamanda toplumsal bir hareket de olan “Siyah Canlar Önemlidir”(“Black Lives Matter”), asli amacı ise beyaz ırkın üstünlük söylemine ve siyah topluluklara uygulanan şiddete karşı mücadele etmek.

ABD: Liberal rüyanın sonu ve ırkçı şiddet

 

ABD, son 15 gündür Black Lives Matter (kısaca BLM) sloganının öncülüğünde özelde polis şiddetini genel olarak ise sistematik ırkçılığı ve kâbus gibi çöken krizin sonuçlarını protesto ediyor. Polise ayrılan kaynakların eğitim ve sağlık gibi sosyal alanlara kaydırılması talebinin ön plana çıktığı protestolara ABD politikacıları henüz tatmin edici bir cevap verebilmiş değil. Krizin boyutlarını daha iyi kavrayabilmek için kısa bir özet yaparak başlamak yararlı olacaksa da önce şunu da belirtmek gerekir:  Aşağıda okuyacağınız satırların yazarı bir siyaset bilimci ya da tarihçi değil; siyasete ilgi duyan bir iktisatçı.

Donald Trump'ın başkanlığı devralmasının hemen ardından uygulamaya başladığı politikalar liberal rüyanın gittikçe kabusa doğru evrildiğinin işaretlerini gösteriyordu. Halbuki, önceki sekiz yılda ilk siyahi başkan seçilmiş, ekonomi büyük bir resesyondan büyümeye geçmiş ve hatta kendini demokratik sosyalist olarak adlandıran biri başkanlık yarışına dahil olabilmişti. Bu “liberal” rüyadan uyanmak istemeyenler Trump’ın başkan olarak seçilmesini kötü bir şaka olarak algılamak istedi. Liberalleri rüyalarından bir an önce uyandırmak isteyen Trump başkanlığa Müslümanlara seyahat yasaklamasıyla, Meksika sınırına duvar örmekle, orduda görev yapan LGBTlerin sağlık harcamalarında kısıtlamaya gideceğini ilan ederek başladı.

sel2

Liberal” rüyanın sonu

ABD tarihinin üyelerinin kişisel servetinin toplamı açısından en zengin hükümetini oluşturan Trump`ın yoksulluk ve eşitsizlik sorunlarını derinleştirecek adımlar atması kimseyi şaşırtmadı. Hükûmetin yoksulluğa bakışı bildik liberal yaklaşım; Barınma ve Kentsel Gelişme Sekreteri Ben Carson, 2017`nin Mayıs ayında yoksulluğun kişinin zihin dünyasıyla” ilişkili olduğunu söyledi. Kendisi de yoksulluk koşullarında büyümüş bir siyah Amerikalı olan Carson`a göre bir insan doğru bir zihniyete sahip değilse, bir başka ifadeyle girişimci değilse, ona her şeyi vereseniz de gerisin geri dibe doğru gidecektir.

Ben Carson`nun kökleri çok eskilere giden bu söylemi sistemik ırkçılığı inkâr etmek için kullanılan bir argümandır. Bu argümana göre, yoksulluk toplumsal değil kişisel bir sorundur. Zenginler girişimci bir zihin yapısına sahip olduklarından, şeyleri yoktan var ederler, imkânları yaratırlar ve başarıya koşarlar. Bu liberal argümanın her yerde alıcısı boldur. Dolayısıyla yoksulluğun siyah Amerikalılar arasında yoğunlaşması, siyahlardaki girişimci eksikliğine bağlanmıştır. Siyah gençlere yoksulluktan çıkış için gösterilen yol ise sportif faaliyetler ve müzik olmuştur.

sel3

Gelir ve servet eşitsizliğinin ırksal boyutu

Halbuki ABD kurumsal yapısı, tarihsel olarak, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşma, finansal imkanlara ulaşmayı da içeren her alanda siyahlara sayısız zorluk çıkarmaktadır.  Tüm iktisadi göstergeler siyahlar ve beyazlar arasındaki iktisadi eşitsizliğin eşitsizliklerin arttığını ortaya koymaktadır. ABD`deki gelir ve servet eşitsizliğinin ırksal boyutuna ilişkin istatistikleri Inequality.Org sunmaktadır. Medyan beyaz ailenin serveti 1983`teki 110 bin dolarlık seviyesinden 2016`da 146bin dolara yükselmişken, medyan siyah ailenin sahip olduğu servet aynı donemde 7 bin dolarlık seviyesinden 2016`da 3,557 dolara azalmıştır. Aynı donemde beyaz aileler daha yüksek oranda ev sahibi olurken siyahi ailelerin sadece yüzde 44`u ev sahibidir. ABD İşgücü İstatistikleri Bürosunun verilerine göre 2019`un birinci çeyreğinde medyan beyaz erkek ve kadın haftada sırasıyla 409 ve 327 dolar kazanırken aynı donemde siyah erkek ve kadın 305 ve 280 dolar kazanmıştır.

Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlikler verili iken, Trump yönetimi bir yandan toplumsal gelirin en zengin yüzde 1`e doğru aktarımını hızlandıracak vergi indirimleri yaparken, diğer yandan sosyal harcamalarda kısıtlamalara gitmiştir. ABD toplumunu iktisadi açıdan herhangi bir şey vaat etmeyen, gittikçe yoksullaşan kitlelerin iktisadi sorunlarını aklinin ucundan dahi geçirmeyen Trump ve hükümeti, oy tabanını tutmak için bildik kutuplaştırma politikaları yanında ırkçı Ku Klux Klan`a (KKK) açıktan destek vermiştir.

sel4

Halk sağlığı krizini fırsata çevirmek

Trump 2021 yılı için önerdiği bütçede sosyal harcamalarda önemli bir kısıntıya gitmeye hazırlanırken ABD senatosu hem cumhuriyetçilerin hem de demokratların oylarıyla 2019`un sonunda Trump`a 738 milyar dolarlık askeri bütçe vermiş. Böyle bir ayrıntıya burada değinmemizin sebebi şudur: Siyasal sistemine hakim iki parti mensubu senatörlerin bütçeden askeri harcamalara daha fazla kaynak aktarılması konusunda birlikte hareket etmesi siyasal sistemin halkın gündeminden ne kadar uzak olduğunun göstergesidir.

Trump`ın kendisine muhalefet dışında bir söylemi olmayan demokratların, televizyonlarda kapitalist sisteme olan sevgilerini büyük bir iştahla dile getirmeleri, gençlerin, kadınların, azınlıkların, göçmenlerin sorunlarına kalıcı çözümler getirmekten ne kadar uzak olduklarını da gösterdi. Böyle bir siyasal iklimde Trump yönetimin halk sağlığı krizini dahi fırsata çevirmek için elinden gelen her şeyi yaptı/yapıyor. Sadece bir örnek vererek geçiyorum; askeri imkânların yardımıyla kısa sürede iç pazara ulaştırılan kişisel koruma ekipmanları (personel protection equipments) kar maksimizasyonu amacıyla özel şirketlere devredilmiş ve sermaye kesimine tüm kar olanaklarını elde etme şansı verilmiştir.

sel5

Korona virüsü daha çok göçmen ve siyahileri vurdu

Sermaye kesimine türlü türlü desteği sağlayan hükümet, emekçilere asli isçi” olduklarını hatırlatıp gıda üretimi ve sosyal ve sağlık hizmetleri alanında çalışanları hiçbir koruma önlemi olmadan çalışmaya zorladı. Kişisel korunma ekipmanlarını sağlanmadı ve çoğu zaman işyerinde yeterli önlemlerin alınmadığı endüstrilerde çalışan ve çoğunluğunu göçmen ve siyahilerin oluşturduğu Amerikalılar korona virüsün etkisine en fazla maruz kalan kesim oldu.  Korona virüs kaynaklı ölümleri takip eden the Covid Tracking Project verilerine göre siyahlar ABD nüfusunun yüzde 13`unu oluşturmaktayken korona virüsten kaynaklı ölenlerin yüzde 24`ü siyah Amerikalılardır. Pandeminin merkez üssü New York eyaletinde siyahların ve Hispaniklerin nüfus içerisindeki oranları sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 19 iken korona virüs kaynaklı ölümlerdeki oranlar siyahiler için yüzde 25 ve Hispanikler için yüzde 27.

ABD toplumu “sosyal mesafelenme” günlerinde evlerine kapanmış TV ekranlarında bir yandan Trump`ın fütursuz şovunu diğer yandan da en zengin girişimcilerin zenginliklerindeki artışı izlerken, sosyal medya aktivisti Shaun King`in Twitter'da paylaştığı bir video gündeme oturdu. Georgia eyaletinin Brunswick şehrinde iki ırkçı beyaz -eski bir polis memuru ve oğlu- 25 yaşındaki siyah Amerikalı Ahmaud Arbery`i araçlarıyla takip ediyor ve daha sonra katlediyor.

Söz konusu videonun polisin elinde olmasına rağmen, katillerin tutuklanması ve soruşturma açılması için konunun New York Times`ta yayınlanan bir yazı ve sonrasında aktivistlerin sosyal medyadaki paylaşımlarıyla gündeme gelmesi gerekti. 

Korona virüsün daha da katlanılmaz hale getirdiği toplumsal sorunlar, polis şiddeti ve ırkçı beyazların siyahlara karşı linç girişimleri, yine silahlı ırkçı grupların hükümet binalarında silahlarıyla gösteri yapması ve George Floyd`un linç edilerek öldürülmesi bardağı taşırdı ve protestoları tetikledi.  Tabi burada şunu da not edelim Black Lives Matter hareketi siyahların polis kurşunuyla öldürüldüğü her olayda tepkisini ortaya koymuştur.

sel6

Siyah Canlar Önemlidir” !

Protestolar kısa zamanda tüm ülkeye yayıldı. Eylemlerin en önemli sloganı, aynı zamanda toplumsal bir hareket olan Black Lives Matter” (BLM) sloganıdır. 2013 yılında ABD, İngiltere ve Kanada`da örgütlenen BLM hareketinin asli amacı beyaz ırkın üstünlük söylemini kökünden kazımak ve polis ve diğer gruplarca siyah topluluklara uygulanan şiddete karşı mücadele etmektir. 

Protestolar ABD`nin dört bir yanına yayıldı ve dile getirilen taleplerin başında polis departmanlarının hesap verebilirliğinin arttırılması ve bütçelerinin azaltılması gelmektedir. “Defund Police” yani “polisin mali kaynaklarını kesme” talebi en önemli sloganlardan biri haline geldi. İç savaş döneminde köleci güney konfederasyonu için savaşmış komutanların adlarının verildiği askeri üslerde isim değişikliği yapılması ve bu kişilerin heykellerinin kamusal alanlardan kaldırılması da BLM’nin talepleri arasında.

  • Devasa bütçelere sahip polis departmanlarının demokratların yönettiği şehirlerde olması,
  • Demokratların başkanlık adayı Joe Biden`in polisin mali kaynaklarını azaltmak bir yana arttırmayı vaat etmesi,
  • Polis şiddetinin devam ediyor olması,
  • Trump`ın seçim çalışmalarına 1921 Greenwood katliamının yaşandığı Tulsa şehrinde başlayacak olması, ve ağırlığını hissettiren ekonomik çöküntü protestoların devam edeceğini ve taleplerin çeşitleneceğini göstermektedir.

Dolayısıyla tanık olduklarımız bize hem daha fazla tarihsel okuma yapma hem süreci yakından izleme ve aktarma görevi veriyor. 

*Selim Çakmaklı: Rutgers Üniversitesi-Camden, İktisat Bölümü Üyesi

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler