23 Haziran’da ne kazanacağız?

ALİ COŞKUN yazdı: “Bu seçim döneminde İmamoğlu’nun ardına aldığı rüzgarı ustalıkla kullanarak AKP karşıtlığını sistem karşıtlığına çevirebiliriz. Seçime yönelik kurulacak seçim meclisleri, birliklerinden yararlanarak 23 Haziran'a kadar kadın, gençlik, işçi, çevre vs meclislerinin temellerini atabiliriz.”

23 Haziran’da ne kazanacağız?

ALİ COŞKUN

31 Mart seçim sonuçları tüm toplumda, özellikle de İstanbullularda kafa karışıklığına neden oldu. Cumhurcular “oylar çalındı” diye itiraz edince Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçimleri iptal etti. Fakat uzun süre beklenen gerekçeli karar yayımlanınca oyların çalındığına dair hiçbir kanıtın olmadığı görüldü. Aynı sandıktan çıkan dört oydan neden sadece birinin iptal edildiğini ne kimse anlatabildi, ne kimse anlayabildi. Bu da, biraz araştıran, okuyan, irdeleyen seçmenlerin ortada bir haksızlık, adaletsizlik olduğu kanaatine varmalarına neden oldu.

Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanarak aldığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı mazbatasının elinden alınması toplumun vicdanını rahatsız etti. 19 günlük Belediye Başkanlığı döneminde kimi yolsuzlukları açığa çıkarması, öğrenciler için ucuz ulaşım sağlaması, suyun fiyatını düşürülmesine yol açması gibi icraatları da Ekrem İmamoğlu’na olan ilgi ve yakınlığı arttırdı.

Eğer iktidar illegal yollara başvurmaz ise Ekrem İmamoğlu 23 Haziran’da ipi göğüsleyecektir. Lakin karşıda kendi menfaati söz konusu olduğu zaman demokrasiyi de, halkın iradesini de takmayan bir iktidar var. 23 Haziran’da seçim sonuçlarını kabul etmeyebilir ya da kabul etseler bile bir müddet sonra kayyum atayabilirler.  Yani yine “Hiçbir şey olmasa bile bir şeyler oldu, fark edemedik” diyerek bir kez daha çamura yatabilirler.

Bunun böyle olmayacağının hiçbir garantisi yok!

23 Haziran’a kadar ne kazanacağız?

Birçok demokratik yapı, devrimci, komünist siyasi yapılar İmamoğlu’nu destekleyeceğini açıkladı. Bu yapıların İmamoğlu’nu desteklemesinin gerekçesi faşizmi geriletmek, demokrasi ilerletmektir. Bilmeliyiz ki İmamoğlu egemen sermaye gruplarının adayıdır, içinde demokrat kesimler kadar milliyetçi, ırkçı, faşizan grupların da olduğu Millet İttifakı’nın adayıdır. Bunları aklımızda tutmamız gerekir.

Devrimciler için faşizmi geriletmek öncelikli güncel politik görevdir. Bunu devrimcilerin tek başına yapması şimdilik mümkün görünmüyor. Faşizme karşı en geniş bloğu oluşturmak şart. Siyasi görüşleri bize ne kadar uzak olursa olsun, bugün kurulmakta olan faşist diktatörlüğe hangi gerekçeyle karşı çıkarlarsa çıksınlar, mevcut faşizme karşı olan herkesle yan yana durabiliriz.

Cumhur İttifakı’nın da Millet İttifakı’nın da egemenlerin, sermayenin iki temsilcisi olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ama şunu da biliyoruz: Boğazımızı sıkmakta olan Cumhur İttifakı’na karşı Millet İttifakı’nın kazanması nefes almamıza imkan sağlayacak. Güvendiğimiz için değil; Millet İttifakı’nı oluşturan düzen partilerinin de yarın boğazımızı sıkabileceğini aklımızda tutarak, bugün onlara destek veriyoruz.

Lakin emekçiler ve sosyalist sol egemenlerin iki bloğuna karşı emekten barıştan yana bir 3. Bloğu oluşturmak zorundadır. Önümüzdeki seçim faaliyeti 3. Bloğu oluşturmak için sosyalist sola imkan sağlayabilir.

Sosyalist solun önünde iki gündem var: Birincisi, egemenlerin gündemine cevap verecek politik, pratik eylem ve söylem faaliyetini yürütmek (Sosyalist sol son dönemde sadece bunu yapmakla yetiniyor; seçimler, referandum, tutuklamalara tepki gösterme vs.). İkinci gündem ise, toplum içinde örgütlenme, yeni mevziler açma, sosyalist programı geniş kitlelerle buluşturma. Lakin sosyalist solun büyük çoğunluğu asıl işini (ikinci gündemi) hep erteliyor; egemenlerin gündemine ayak uydurmaya çalışıyor.

Seçim döneminin imkanlarından yararlanacağız

Türkiye’de seçime katılma oranı yüzde 80’lerin üzerinde seyrediyor. Bu oran birçok Avrupa ülkesindeki seçime katılma oranından yüksek. Bu demektir ki Türkiye’de toplum politikaya ilgili ve seçim dönemlerinde de daha güçlü biçimde politize oluyor. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak davranmalıyız.

Sosyalist sol seçimde kimin kazanacağından çok, sistemin hegemonyasından toplumu nasıl çıkaracağını düşünüp pratikte uygulamalıdır. Toplumun yarısı AKP’ye karşı tepkilidir, lakin egemen bloktan kopmuş değildir.

Bu seçim döneminde İmamoğlu’nun ardına aldığı rüzgarı ustalıkla kullanarak AKP karşıtlığını sistem karşıtlığına çevirebiliriz. Seçime yönelik kurulacak seçim meclisleri, birliklerinden yararlanarak 23 Haziran'a kadar kadın, gençlik, işçi, çevre vs meclislerinin temellerini atabiliriz. Seçim sonrası için önemli olan da budur.

O zaman İstanbul seçimini kazanmamış olsak bile “Bir şeyler olur fark edemezler”.

Halk kazanır!

Etiketler: Faşizm

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler