2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılan insanlıktı!

SYKP MYK: "Aleviyi yok sayan, Kürdü düşman gören, Arabı, Çerkezi, Lazı asimile etmeye çalışan, Ermeniyi, Rumu, Süryaniyi yok eden bu zihniyetten kurtulmadan Sivas ve diğer katliamların acısı dinmeyecek, sonu gelmeyecektir."

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılan insanlıktı!

SiyasiHaber

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Sivas Katliamı’nın 27’inci yılında “2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılan insanlıktı!” başlıklı bir açıklama yayımladı. 35 insanın,  Sivas’ın en merkezi yerinde, hükümet konağının, askeri garnizonun metrelerce ilerisinde gerçekleştirilen bir katliamla öldürüldüğünün ifade edildiği açıklamada, en ufak hak isteyenin üzerine tomalarla, akreplerle saldıran kolluk güçlerinin “kara kalabalıkların” saatlerce süren gövde gösterisine seyirci kaldığı belirtildi.

Sivas’ta Alevilerin değil insanlığın yakıldığının ifade edildiği açıklamada, bu insanlık suçunun işlenebilmesine ve gerçekleştirildikten sonra zaman aşımına uğratılarak üstünün kapatılabilmesine Türkiye Cumhuriyeti’ne egemen olan tekçi anlayışın zemin hazırladığı belirtildi.

“Kendinden olmayanı yakan, yıkan, katleden tekçi zihniyet bugün AKP-MHP iktidarı eliyle tüm ülkeyi ateşe vermiş durumda.” denilen açıklamada,  “Aleviyi yok sayan, Kürdü düşman gören, Arabı, Çerkezi, Lazı asimile etmeye çalışan, Ermeniyi, Rumu, Süryaniyi yok eden bu zihniyetten kurtulmadan Sivas ve diğer katliamların acısı dinmeyecek, sonu gelmeyecektir.” değerlendirmesi yapıldı.

Bir inanç, bir halk, bir cins özgür değilse toplumun da özgür olmayacağının ifade edildiği açıklamada,  “Sömürünün, savaşın, çatışmanın, tahakkümün olmadığı bir ülke ve dünya için güçlerimizi birleştirelim.” çağrısı yapıldı.

sivas

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Merkez Yürütme Kurulu’nun açıklamasının tam metni şöyle:

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılan insanlıktı!

Bir otele sıkıştırılmış 35 insanın, “kara kalabalık”larca devletin kolluk kuvvetlerinin gözetimi altında, “Allahu ekber” nidalarıyla canlı yayında yakılmasının üzerinden tam 27 yıl geçti. IŞİD’in canlı yayındaki infazlarını andıran bu görüntüler Suriye çöllerinde değil, Sivas’ın en merkezi yerinde, hükümet konağının, askeri garnizonun metrelerce ilerisinde gerçekleşti.

En ufak hak isteyenin üzerine tomalarla, akreplerle, helikopterle saldıran kolluk güçleri, 35 insanın saatlerce süren bir gövde gösterisiyle yakılmasına seyirci kalmıştı. Pir Sultan Abdal şenlikleri için şehre gelen aydın ve sanatçıları kaldıkları Madımak Oteli’nde 2 Temmuz günü öğle namazını müteakip kuşatmaya başlayan “kara kalabalık” akşam saatlerinde 2’si otel çalışanı 35 insanımızı tekbir sesleri arasında diri diri yakmıştı.

“Kafirlere ölüm!” nidalarıyla Madımak Oteli’ni ateşe veren dinci kitle esasında sadece Alevileri değil insanlığı yaktı. Böyle bir insanlık suçunun işlenebilmesinin ve sonrasında da zaman aşımına uğratılarak üstünün kapatılabilmesinin zeminini hazırlayan esas sorun Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasındaki tekçi anlayıştır. İslam ve Türk kimliği dışında bütün inanç ve ulus kimliklerini yok edilmesi gereken “düşman” sayan bu zihniyet kuruluşundan itibaren İslam ve Türk olmayanlara yönelik katliamlarla ilerleyegeldi.

Kendinden olmayanı yakan, yıkan, katleden tekçi zihniyet bugün AKP-MHP iktidarı eliyle tüm ülkeyi ateşe vermiş durumda. Aleviyi yok sayan, Kürdü düşman gören, Arabı, Çerkezi, Lazı asimile etmeye çalışan, Ermeniyi, Rumu, Süryaniyi yok eden bu zihniyetten kurtulmadan Sivas ve diğer katliamların acısı dinmeyecek, sonu gelmeyecektir.

Osmanlı’dan bu yana asimile edilmeye, bu başarılamayınca da yok edilmeye çalışılan Aleviler üzerindeki bu türden politikalar artık son bulmalı ve inançlar özgür bırakılmalıdır.

Milyonlarca Alevi dilediği biçimde inanmalı ve ibadet edebilmeli, Alevileri, diğer inançları ve inancı olmayanları asimile etme kurumu olarak çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır.

Halklar ve inançlar arasında kutuplaşma ve düşmanlaşma yaratan tekçi zihniyetin eşit ve özgür birarada yaşamı inşa etme ufku ve gerçekliği yoktur. Bütün inançlardan ve halklardan ezilenler ve emekçiler demokratik ve sosyal bir cumhuriyet için güçlerini birleştirmeli, öncelikle ülkenin başına faşizmi musallat eden AKP-MHP belasından, ardından da bir bütün olarak tekçi, asimilasyoncu, katliamcı tarihsel mirastan kurtulmalıdır.

Bir inanç, bir halk, bir cins özgür değilse toplum özgür değildir. Sömürünün, savaşın, çatışmanın, tahakkümün olmadığı bir ülke ve dünya için güçlerimizi birleştirelim.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz! 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler