1915 Ermeni Soykırımı... Bir Tanığın Anıları

Korkut AKIN yazdı: Tarihler bir yanıyla soykırımlar tarihidir, kazananların her türlü baskı ve zulmünün mubah sayıldığı… Soykırımlar sadece bizde değil bütün dünyada resmi tarihlerde yer almaz. Ne zaman ki, toplum başkaldırır ve bir şeyleri gö(ste)rmeye başlar, siyasal iktidarlar o zaman geri adım atar.

1915 Ermeni Soykırımı... Bir Tanığın Anıları

 

SiyasiHaber

Sürgünde yaşayan usta gazeteci Doğan Özgüden, 2 Temmuz günü “artıgerçek”te “Soykırım İnkârcılığına Karşı Sınır Tanımaz Kavga” (https://artigercek.com/yazarlar/doganozguden/soykirim-inkarciligina-karsi-sinir-tanimaz-kavga) yazısında, Asuri-Arami-Süryani-Keldani soykırımından hiç söz edilmediğinden yola çıkarak, partili yaşamında Ermeni Soykırımı ile ilgili bir söz de duymadığını yazıyordu.

Tarihler bir yanıyla soykırımlar tarihidir, kazananların her türlü baskı ve zulmünün mubah sayıldığı… Soykırımlar sadece bizde değil bütün dünyada resmi tarihlerde yer almaz. Ne zaman ki, toplum başkaldırır ve bir şeyleri gö(ste)rmeye başlar, siyasal iktidarlar o zaman geri adım atar.

 

Birinci ağızdan…

Paylazu Kaptanyan, 1915’de yaşadıklarını 1919’da yazmış. 2011 yılında da Fatma Özcan çevirisiyle Pencere Yayınları tarafından basılmış. Bir kadının, bir annenin yaşadıkları anlatılan. Aradan geçen yüzyılı aşkın zamana karşın boğazınıza bir yumru gelip oturuyor, gözleriniz doluyor, yaşananları anlamaktan öte, nedenini bilebilmek, anlamlandırabilmek için çaba harcıyorsunuz, o acıları yaşatanlara ağız dolusu sövüyorsunuz içinizden. Öyle ya, çaresiz insan küfredermiş.

1919’da Paris’te Fransızca çevirisiyle, 1922’de de orijinal diliyle New York’ta yayınlanan kitapta Kaptanyan, Samsun’dan Halep’e tehcir sürecinde başından geçenleri anlatıyor; yalın, açık ve içten. Hepsini bırakın bir tarafa, “Almanya bu yok etmeye engel olabilirdi belki ama Almanlar, müttefikleri Türkiye ile aralarının açılmasını istemediler ve gençtürklerin sürgün avını tasvip etmedikleri halde seyirci kaldılar” cümlesiyle dünyanın bakışını da aktarıyor.

 

Haksızlıklara karşı çıkınca…

Osmanlı İmparatorluğunun ikinci sınıf vatandaşı olan Ermeniler, devlet memuru olamıyor, askerlik hizmeti yapamıyorlardı, ama ortalamanın üzerinde yüksek vergi veriyorlardı. İttihat ve Terakki Partisi yönetime geçince sadece Ermeniler değil, Türkler dışındaki bütün halklar baskı altına alındı. Bu sırada başlayan Birinci Dünya Savaşı, Ermenileri, savaşa karşı olan Rusya ile ihanet işbirliği içinde oldukları suçlamasıyla sürgüne göndermek için bir fırsat verdi.

1915’te silahsızlandırılan Ermeni erkekleri, tutuklandılar ve öldürüldüler. Kalanlar ise tehcir edildi. Yayıncı, “Ermeni Cumhuriyeti delegasyonu bir kere bile konferansa davet edilmedi. Barış konferansı ‘sanki Ermeniler yokmuş gibi sonuçlandırıldı.’ Savaşı kaybeden Türkiye galipler tarafında yerini aldı. Uyum içindeki dünya güçlerinden hiçbir lobi olmadan adalet bekleyemezsiniz” cümleleriyle sonrasında yapıl(may)anları vurguluyor.

 

Kutsal kitaplarda da yoktur

Yaşananlar öylesine insanlık dışı uygulamalardır ki, kutsal kitaplar bile bu gaddarlığı haklı gösteremez ve affetmez diyor Paylazu Kaptanyan. Rüşvetle ancak hayatta kalabilmişlerdir, jandarmanın ve çapulcu çetelerin saldırganlığı karşısında rüşvetin bile işe yaramadığı zamanlar olmuştur. Öyle ki, onurları için kendilerini öldürmekten başka bir yol bulamazlar: “Gün içinde arı kovanı vızıldamasına benzeyen sürekli bir ses duymaya başladık. Ağlayan, hıçkıran, azap çeken insanların seslerinin akisleriydi bize gelen ses. Korkunç ses vadilerde, dağların tepelerinde her yerde yankılanıyordu. Bu ses ölen halkımın sesiydi, bu sesi sonsuza kadar zihnimde taşıyacağım.”

 

Filmi yapıldı

Paylazu Kaptanyan, tehcir kararnamesinin metninde basit bir “nakil” olarak yazıldığını, ama gerçekte olanların bir ulusu yok etmek, soykırıma uğratmak olduğunu belirtiyor.

Yönetmen İsmail Güneş’in, Ermeni soykırımı olmadığını iddia ettiği, sadece tehcir olduğunu söylediği (her ne kadar devletin görüşleri doğrultusunda çekilmiş olsa da gösteriminin birçok nedenle engellendiğini açıkladığı), Kervan 1915 filminin öyküsünün gerçek olduğunu bu kez Kaptanyan söylüyor. Ancak Anadolu’nun dört bir yanından Halep’e giden sürgünlerin sadece biri o kervan. O kervanın sorumluları da birçok saldırıyla karşı karşıya kalıyordu filmde. Birçok kafile taciz, tecavüz ve ölümlerle, açlıkla, soğukla, yalanlarla daha yolda yok ediliyor. Ölenlerin gömülmesine bile izin verilmiyor. Kadınların çırılçıplak aranmalarına gösterdikleri tepkiye duyarlı bir jandarmanın, “Ben de utanıyorum, ama ne yapabilirim? Padişahın emri bu” demesi, yaşananların münferit olmadığının da kanıtı…

Doğan Özgüden, bunların yanı sıra Trakya’da 1934’te bir Yahudi Pogromu yaşandığını da yazmıştı. Soykırım inkârcılığı hâlâ sürdürülüyor. Üzerini kapatmak veya konuşulmasını, araştırılmasını önlemek gerçekleri yok edemez ki…

1915 Ermeni Soykırımı

1915 Ermeni Soykırımı
Bir Tanığın Anıları
Paylazu Kaptanyan
Çeviren: Fatma Özgen
Pencere Yayınları
Kasım 2011, 109 s.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler